dünya klasikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya klasikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2015 Pazartesi

Oscar WILDE - Dorian Gray'in Portresi




  Dorian Gray'in Portresi ünlü İngiliz yazarın yazdığı tek roman olup, 1891 de ilk yayımlandığında ahlaksızlığı övdüğü için tutucu çevrelerce tepkiyle karşılanmıştır.

  Oscar Wild, aydın bir aile ortamında yetişmiş, iyi eğitim almıştır. Ancak gerek yaşam tarzı, gerekse cinsel tercihleri nedeniyle 19. yy İngilteresinde dışlanmış, hatta eşcinsellik suçlamasıyla iki yıl da hapiste yatmıştır.

 Öyküleri, şiirleri ve tek romanıyla dünya edebiyatında kendine haklı bir yer edinmiştir.
Dorian Gray'in Portresi yazıldığı döneme göre ahlaki açıdan cüretkar sayılabilecek bir roman.

  Ressam Basil Hallward, güzelliği karşısında büyülendiği genç Dorian Gray'in portresini yapar. Güzelliğinin Lord Henry Wotton sayesinde farkına varan D.Gray, kendisinin değil, portresinin yaşlanmasını diler. Portedeki değişimi ve Dorian'ın sırrını ressam Basil fark eder.

 1891 yılında yazılmış olması romanın konusunu daha ilginç kılmış. Okuması akıcı, keyifli. Okumamız gereken klasiklerden bence.

Keyifli okumalar...


******


Kitaptan Alıntılar:


''Dorian Gray benim için yalnızca beni yaratıcılığa iten bir güdü. Ben onda her şeyi buluyorum. Sen hiç bir şey bulmayabilirsin. Onun yapıtlarımda en çok var olduğu zamanla da imgesinin görülmediği zamanalar. Dedim ya, yepyeni bir tarzın sezisi o. Ben bir takım çizgilerin yuvarlanışında buluyorum onu, kimi renklerin güzelliğinde, anlatılmaz inceliğinde. Hepsi bu.''   (s.22 )


  ''Sevgili yavrum, ömürlerinde tek bir kez sevenlerdir asıl sığ olanlar. Onların vefa, sadakat diye adlandırdıkları şeyi ben, ya alışkanlığın verdiği rahatlığa  ya da hayal gücünün yokluğuna bağlarım.''  ( s.68 )


Genç adam, bir an, kendisiyle resim arasındaki bu tiksindirici, korkunç bağlantı kopsun diye yakarmayı düşündü. Resim bir yakarıya karşılık olarak değişmişti; belki gene bir yakarıya karşılık olarak olduğu gibi kalabilirdi. ( . 134 )





6 Kasım 2013 Çarşamba

Alexandre DUMAS - Kamelyalı Kadın







Kamelyalı Kadın, yazarın gerçekte yaşadığı aşkın romanı olup, 19. yüzyılda romantizmin etkisiyle yazılmıştır. Hala daha aşk romanları arasında klasik bir başyapıttır.

Paris'te zengin soylularla beraberlikler yaşayan Matmazel Marguerite Gautier adlı fahişe ile hukuk eğitimi alan, soylu bir genç olan Armand Duval arasındaki aşkı anlatır roman.
 Tabulara karşı çıkarak yaşanan aşk da uzun süreli olamamıştır. Birini çok sevmenin, onun  iyiliğini istemenin uğruna yaşanan aşkın feda edilmesinin romanıdır Kamelyalı Kadın.
  
Ben dünya klasiklerini okumaktan büyük keyif alıyorum. Klasiklerin konuları kadar edebi diline de hayranım.  Hele bir  de çeviri iyiyse. Genellikle İş Bankası Yayınları'nın Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisinden seçiyorum kitaplarımı. Şu sıralar ise, blog takipçilerinin farklı beğenileri için  farklı türde kitaplar okuyup paylaşmaya çalışıyorum...

Bu arada Fransız Edebiyatında iki tane Alexandre Dumas olduğunu hatırlatayım. Bu kitabın yazarı Alexandre Dumas, Üç Silahşörler, Monte-Cristo gibi pek çok serüven romanı yazarı olan Alexandre Dumas'ın gayrimeşru oğludur.


******


Kitaptan Alıntılar:


Ben bir ilkeye inanıyorum yalnız, bu ilke de şu; iyiliği eğitim yoluyla öğrenememiş bir kadının önünde, iyiliğe giden iki yol açar Tanrı; hemen her zaman böyledir; biri acı, biri de aşktır bu yolların. (s.20 )



'' Ama  şimdiden haber veriyorum, yaşamım üzerinde en ufak bir ayrıntıyı bile bildirmeden, canımın istediğini yapmakta serbest olmak istiyorum. Çoktandır, genç, istemsiz bir sevgili arıyorum, sakıncası olmadan seven, hakları olmadan sevilen bir sevgili. Erkekler, bir kez elde etmeyi  güç umdukları şeyin uzun zaman verilmesine sevinecek yerde, sevgililerinden bugünün, geçmişin, hatta geleceğin hesabını sorarlar. Ona alıştıkça egemen olmak isterler, ne kadar çok verilirse, o kadar fazlasını isterler. Şimdi yeni bir sevgili tutmaya karar verirsem, tüm ender nitelikleri kendinde toplasın, güvenli, boyun eğmiş, sıkı ağızlı olsun isterim.'' (s.85 )



Tüm bu ayrıntıları onun evinde, gözyaşları içinde yazıyorum size, hüzünlü hüzünlü bir lamba yanıyor önümde, yanında da bir akşam yemeği var, kolaylıkla kestirebileceğiniz gibi, dokunduğum bile yok, ama Nanine gene de hazırlattı, çünkü yirmi dört saatten fazla bir süreden beri hiçbir şey yemedim. (s.232 )


Bu öyküden Marguerite gibi tüm yosmaların onun yaptığını yapabileceği sonucunu çıkarmıyorum; aklımdan bile geçmez böyle bir şey, ama içlerinden birisinin yaşamında, gerçek bir aşk duyduğunu, bundan acı çektiğini, bundan öldüğünü öğrendim. (s.234 )