nazım hikmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nazım hikmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2015 Çarşamba


''Gitmek'' sadece bir eylemdir.
''Unutmak'' ise kocaman bir devrim...

Saygıyla anıyoruz Nazım Hikmet'i..

15 Ocak 2014 Çarşamba

Hıfzı TOPUZ - Hava Kurşun Gibi Ağır (Nazım Hikmet'in Romanı)


Doğum günü anısına Nazım Hikmet'in yaşamını çok güzel anlatan bir kitabı tanıtmak istedim. 
Hava Kurşun Gibi Ağır, Hıfzı Topuz'un 2011 de yayımlanan romanı. Çok güzel, samimi anlatımlı bir biyografik eser. 

Roman, Nazım'ın Galatasaray Lisesi'nde okurken, arkadaşı Vala ile birlikte 1920 de   İstanbul işgal altındayken, İstanbul'dan Anadolu'ya, İnebolu'ya, devamında Tiflis'e, Moskova'ya gitmesiyle başlıyor.

Kitapta Nazım'ın edebi yönü, şiirleri değil, ailesiyle dostlarıyla, arkadaşlarıyla olan ilişkileri, yurt özlemi, İstanbul, Çankırı, Bursa cezaevinde geçen toplam on iki yılı, parasız günleri, aşkları öyle güzel anlatılmış ki...

Kitabı okuduktan sonra Nazım'ı daha iyi anladığımı, daha yakın olduğumu hissetmiştim. Cezaevindeyken bile para kazanıp eşine bakma sorumluluğunu sürdürmesi de etkilemişti beni.
 Hıfzı Topuz romanlarını okumayı oldum olası severim, sizlere de öneriyorum. Hıfzı Topuz kitaplarının bir özelliği de, keyifle okurken farkında olmadan pek çok bilgi de belleğimize aktarılır.

 Hıfzı Topuz'un Nazım'ı ve dostlarını tanımış olması, romanın içinde Nazım'ın fotoğraflarının da bulunması romanın başka güzel yanı.

15 Ocak Nazım Hikmet'in doğum günü, iyi ki doğmuş, iyi ki bizlere o güzel şiirlerini bırakmış.


******


Kitaptan Alıntılar:


Nazım o günlerde annesine ve babasına sürekli mektup yollamaktan da geri kalmıyordu. Annesine yolladığı bir mektupta şunları yazıyordu:

Talih bizi çok uzaklara attı.Ben Anadolu'nun bir köşesinde, sen Avrupa'nın bir köşesinde, aramızda karlı dağlar ve denizler var. Fakat her vakit seninle dolu ve her vakit yanındayım.Burada muntazam bir hayat geçiriyorum. Biz Vala ile birlikteyiz. Üç odalı güzel bir evimiz var. Ben Bolu Sultanisi'ne (lisesine)  muallim oldum. Evimiz mektebe gayet yakın..... (s.37 )



Mahkumlar boş zamanlarında tavla, iskambil ve domino oynuyordu. Nazım 32 yaşında olduğu halde çevresindeki bütün tutukluların ağabeyi durumundaydı. hepsiyle ayrı ayrı ilgileniyor, onlara öğütler veriyor, eline para geçtiği zaman da yardım ediyordu. Komünistlikten tutuklular arasında böylece bir tür  komün topluluğu oluşmuştu. 
Öteki tutuklular genelde yoksuldu. Nazım telif ücretlerini ve dostlarından gelen paraları da onlarla bölüşüyordu. (s.93-94 )


Nazım hemen mutfağa giderek çayı hazıradı. Çay demlenirken, kadınlar raflardaki bibloları, oyuncakları, resimleri izlemeye koyuldular. Neler yoktu bu salonda, kızlar hayran oldu. Nazım Hikmet onlar için ne kadar ilginç bir sanatçıydı. Hiç böyle çok yönlü bir sanatçı görmemişlerdi. Nazım elinde tepsiyle salona girince bütün gözler kendisine çevrildi. Ama o, gözlerini Vera'dan hiç ayıramıyordu. Büyülenmiş gibiydi. (s.258 )


7 Kasım 2013 Perşembe

Özcan ERDOĞAN (hazırlayan) - Dahiler ve Aşkları






Özcan Erdoğan tarafından hazırlanan  ''Dahiler ve Aşkları'' tam 796 sayfa!

  Bir roman olarak düşünürsek tabiiki ürkütücü kalınlıkta bir kitap ancak, bu bir roman değil.

 Ansiklopedik nitelikte biyografik bir kitap. Keyifle okumuştum arkadaşımın armağanını.
 Farklı yazarlar tarafından yazılmış dahilerin yaşamları, eserlerini meydana getirirken onları etkileyen kişi ve koşulları, yaşamlarına, aşklarına  ilişkin ayrıntıları okumak gerçekten çok ilginç.

Bir solukta okunmayıp, ara sıra ele alınmalı, böylesi daha keyifli oluyor zira.

Kitapta, kırkı aşkın dahi var. Bazıları; Mevlana, Balzac, Victor Hugo, Tolstoy, Karl Marx, Pablo Picasso, Yahya Kemal Beyatlı, Nazım Hikmet, Salvador Dali, Charles Bukowski, Che Guevera, Charlie Chaplin, Leonardo da Vinci, Van Gogh, Virginia Woolf, Edgar Allan Poe, Dostoyevski ve diğerleri...

Dahileri diğer insanlarla- bizlerle aynı kategoriye koymadığımızdan mı bilmem ama onların da aşk acısı çektiğini öğrenmek ilginç geliyor okuyunca.




******


Kitaptan alıntılar:



Salvador Dali'nin eşi Gala için söyledikleri;
'' Her erkek bir kadınla evlenebilir, fakat sadece Gala onun ruhunu iyileştirebilir. '' (s.156 )



Dostoyevski'nin kardeşi Michael'e etkilendiği Maria hakkında yazdığı mektupta;
'' Uzun süredir bir kadını seviyorum ve onun da beni sevebileceğini biliyorum. Onsuz yaşayamayacağım; durumum azıcık düzelir düzelmez onunla evleneceğim. Onun da bunu kabul edeceğini biliyorum.'' (s.195 )



Vincent Van Gogh kardeşine yazdığı mektupta aşkı konusundaki kararlılığını şöyle dile getiriyor:
'' Onu o kadar uzun süre seveceğim ki, sonunda o da beni sevecek.''( s.325)


Karl Marx eşi Jenny'e 1856 tarihinde yazdığı mektupta şöyle der:
''Dünyada elbette pek çok kadın var ve bunlardan kimileri de güzel; ama  ben, bir göz kırpıştırması bile bende hayatımın en tatlı anılarını canlandıran böyle bir başka yüzü nerede bulabilirim?
Senin tatlı çehrende sonsuz sıkıntılarımı ve onulmaz kayıplarımı bile bulabilir ve tatlı yüzünü öptüğümde acıyı öpebilirim.''  (s.448 )