richard bach etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
richard bach etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2013 Çarşamba

Richard BACH - Mavi Tüy - Gönülsüz Bir Mesihin Serüvenleri







Martı'yı daha önce sizlerle paylaşmıştım. Martı'nın yazarı Richard Bach'tan başka bir roman, Mavi Tüy.

Richard Bach'ın uzun yıllar pilotluk yaptıktan sonra önceki mesleğindeki bilgilerini, gözlemlerini hayal gücüyle süsleyerek yazdığı Mavi Tüy'de çok güzel.
Romanın anlatım ve dili sade, akıcı. Konu felseyle harmanlanmış, almak isteyenlere Gönülsüz Mesihten (bence Richard Bach'tan) mesajlar var.

Mavi Tüy'ü beğendim ama Martı bana göre daha güzeldi. Belki de beni cezbeden; Martı Jonathan olmak-olabilmek!

Mavi Tüy'de eski çift kanatlı uçağıyla para kazanmak için insanları uçuran pilot Richard ile istifa etmiş mesih ve pilot olan Donald Shimoda'nın arkadaş olmaları ve insanların mucize dedikleri şeylerin müstafi mesihe ne kadar sıradan geldiği ince felsefik mesajlarla süslenerek anlatılmış.

Sizce mucize nedir?
 Yaşamın mucizelerle dolu olduğunu görmüyorsanız lütfen  durun, yaşamınızı, size verilenleri sakin, dingin şekilde düşünün. Ne kadar çok mucizeye sahip olduğunuzu görecek ve şükredeceksiniz...

İyi okumalar.


******


Kitaptan Alıntılar:


Özgür ve mutlu
 yaşamak için
can sıkıntısını feda etmelisin.
Bu her zaman kolay bir
 fedakarlık olmaz. (s.101 )


Tanrı aşkına eğer özgürlüğü ve mutluluğu bu kadar çok istiyorsanız, bunların sizin dışınızda olduğunuzu anlamıyor musunuz, demek istiyordum onlara. Ona sahip olduğunuzu söyleyin ve sahip olun! Sanki sizinmiş gibi davranın, sizin olsun! (s.33 )


Beni bıktıran kalabalıklar değil,söylemeye geldiğim şeyi hiç umursamayan kalabalıklar. New York'tan Londra'ya kadar deniz üzerinde yürürsün, sonsuza kadar altın sikke çıkarırsın  ceplerinden ama onlar yine de umursamazlar, bunu biliyor muydun?
Bunu söylerken hiçbir canlıda görmediğim bir yalnızlık içindeydi.Yiyeceğe, barınağa, paraya ya da üne ihtiyacı yoktu. Bildiklerini söylemek amacıyla ölüyordu ve kimse kendisini dinlemiyordu . (s.57 )


Dünya senin alıştırma defterindir, sayfalarına
hesaplarını yaptığın.
Oraya istersen gerçeği ifade edebildiğin
halde,
gerçek değildir.
Oraya saçmalıklar ya da 
yalanlar yazmakta,
veya sayfalarını yırtmakta
özgürsün. (s.74 )








14 Ekim 2013 Pazartesi

Richard BACH - Martı Jonathan Livingston






Richard BACH, 1936 doğumlu, Amerikalı yazar. Kitapları kurgu ve hayal içerikli olup, yazarın yaşamından yararlanarak yazdığı, uzun yıllar Hava Kuvvetlerinde pilot olarak çalıştığı bilinmektedir. Martı da fabl hikayenin güzel bir örneği. Kitabın içeriğinin 10.000 sözcükten az olmasına rağmen kurgu ve kurgu dışı romanlar arasında uzunca bir süre en çok satanlardan oldu.

Kitabı okurken öncelikle bir martıya Jonathan Livingstone olarak  isim verilmesi ilginç geldi bana. Bir martı ne kadar anlatılabilir ki diye düşünürken, cevabımı da aldım okudukça!

Yazar kitabını '' İçimizde yaşayan gerçek martı Jonathan'lara...'' ithaf etmiş.


 Ben de Jonathan Livingston ruhunu taşıyan, diğer martılar gibi sadece yemek bulmak için değil, uçmak için, yeni şeyler öğrenmek için çabalayan herkese selam  ve sevgilerimi gönderiyorum...

******


Kitaptan Alıntılar :


Sahilin ve teknenin çok ötesinde. bir martı, Jonathan Livingston, tek başına uçuş çalışmaları yapıyordu. Yüz fite yükseldiğinde perdeli ayaklarını indiriyor, gagasını kaldırıyor ve ona acı veren bir kavisi oluşturabilmek için kanatlarını iyice geriyordu. Eğer bu kavisi oluşturabilirse daha yavaş uçabilecekti. Şimdi rüzgar hafifçe yüzünü yalıyordu. Hemen altındaki uçsuz bucaksız deniz neredeyse hareketini yitirmişti ve o sanki havada asılı kalmış gibi yavaşlamıştı. Bütün dikkatini toplayarak gözlerini kıstı, nefesini tuttu ve zorladı; bir... tek... biraz daha... hadi... yüksel... şimdi kavis...yoo hayır...Derken bütün tüyleri birbirine karıştı, hızı kesildi ve düştü. (s.11 )



'' Yaşamak için ne çok neden var! Balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka nedenler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak  kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!'' (s.25 )



''Gitmek istediğin her yere, istediğin her zamana gidebilirsin,'' dedi yaşlı martı. '' Düşündüğüm her yere, her zaman gittim ben.'' Denize doğru baktı. ''İlginç. Mükemmelliği küçümseyen martılar yavaştır, hiçbir yere gidemezler. Mükemmele ulaşmak için uçanlar ise hızlıdır ve her yere gidebilirler. Unutma Jonathan, cennet bir zaman dilimi ya da bir mekan parçası değildir, çünkü zaman ve mekan kavramları anlamsızdır. Cennet...'' (s.60)