sibel k. türker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sibel k. türker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Mart 2015 Perşembe
Sibel K. TÜRKER - Aşkın Kalplerimizdeki Mutat Yolculuğu
Sibel K. Türker'in ilk okuduğum romanı ''Benim Bütün Günahlarım'dı.'' Bloğumda Kasım 2013 te paylaşmıştım. 2014 Ağustos ayında ''Hayatı Sevme Hastalığı'' ve ''Öykü Sersemi'ni,'' Şubat 2015 te ise''Meryem'in Biricik Hayatı'nı'' tanıtmaya çalıştım.
Ağula ile 2006 Haldun Taner Öykü Ödülü, Hayatı Sevme Hastalığı ile 2012 Duygu Asena Roman Ödülü, 2013 Yunus Nadi Roman Ödülü ve Ebubekir Hazım Tepeyran Roman Ödüllerini alan yazarın öykü ve romanlarınızı okuyanlar bana hak vereceklerdir. Henüz Sibel K. Türker'in kalemiyle tanışmayanlara ''Benim Bütün Günahlarım'' İle başlamalarını, ''Hayatı Sevme Hastalığını'' mutlaka okumalarını öneriyorum. Diğer öykü ve romanlarını nasıl olsa okumak isteyeceksiniz.
Aşkın Kalplerimizdeki Mutat Yolculuğu''nu benim için daha özel kılan şey ise; Sibel K. TÜRKER tarafından çok sıcak, anlamlı cümleler yazılarak bana armağan edilmesidir.
On dört öykünün yer aldığı kitabı severek okudum. Sibel.K. Türker öykülerinin hepsi birbirinden farklı güzellikte, öyküleri üst üste değil de, ara verip okumak, önceki öykünün yoğunluğunu hissetmek adına bana daha iyi geldi.
Yazarın henüz yazmakta olduğu kitabının bitimini merakla bekliyorum.
******
Kitaptan Alıntılar :
Bu hikayeleri bana yazdıran sadece efsunlu bahar havası değildir sanırım. Kime sorsanız aşk hakkında söyleyecek az çok bir şeyi vardır. Kış ya da yaz, bahar ya da sonbahar, hiç fark etmez. Kim, karşıdır ona kimi de tarafında yer alır. (Aşkın Kalplerimizdeki Mutat Yolculuğu adlı öyküden. s.36 )
Tuhaf biriyim ben. İnsanlarla birlikte yapılan her edim beni zorluyor, güneş altında yokuş tırmanmış kadar terli ve yorgun bir halde döne dolaşa asil, üzerinde henüz yürünmemiş karlı bir bahçe kadar bakir yalnızlığımı arıyorum. Sessizlik bir tapınak ve ben insanlığın gürültüsünden rahatsız olan bir tanrıya inanırım. ( M( Ünzevi)19 adlı öyküden. s.37 )
İnsanlar denli kaygısız olabilmek bana yasak kılındı. Özgürlüğüm alındı elimden, sayfaların haçına çivilerle tutturuldu ruhum. Aptal gibi kurtuluşumu beklerken, daha çok, daha çok yazar oldum. Bu ödediğimdir benim. (Rüya Kaçakçısı adlı öyküden. s.140 )
31 Ağustos 2014 Pazar
Behçet ÇELİK - Diken Ucu
Uzun süredir okumak istediğim Behçet Çelik de Sibel K. Türker gibi meslekdaşım olmasından onur duyduğum yazarlardan.
Doğduğu kent Adana üzerine yazıları derlediği Adana’ya Kar Yağmış adlı derleme kitabından sonra yazdığı 18 hikâyeden oluşan ''Gün Ortasında Arzu'' adlı kitabıyla 44.Sait Faik Hikâye Armağanı'nı'nı, 2010'da yayımlanan Diken Ucu adlı hikâye kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazanmıştır.
Dünyanın Uğultusu adlı ilk romanını 2009 yılında yayımlayan Behçet Çelik'in,
Romanları;
Dünyanın Uğultusu (2009, Kanat Kitap, 2011, Can Yayınları), Sınıfın Yenisi (2011, Günışığı Kitaplığı), Soluk Bir An (2012, Can Yayınları)
On dört öyküsünün yer aldığı Diken Ucu, Can yayınları tarafından yayımlanmış, 122 sayfa.
Sade ve akıcı dilinin yanısıra öykülerinde sıradan kişilerin içdünyası, duygu ve davranışları ustalıkla anlatılmış.
Bazı yazarların tüm yazdıklarını merak edip okumak isteriz ya, işte Behçet Çelik de bende öyle bir istek oluşturdu.
Okumanızı tavsiye ediyorum, Hoşçakalın...
******
Kitaptan Alıntılar:
Ne çok konuşurduk, tam da yatmaya karar vermişken, uykumuzdan çalma pahasına. Sonra sustuk. Birimiz bir şey söylerken öbürümüz televizyonun sesini kısmadı, anladığımız kadarı yetti -zaten neydi? Önemsiz bir ayrıntı. Perdenin söküğü, dolabın kapağı. Çok olmuş biz bu sabaha varalı. ( s.21-22 Dolabın Kapağı adlı öyküden. )
İnsan yirmi yıl bir başkasını diken ucu gibi taşır mı içinde? Görmese, aramasa bile... Gençlik deyip geçemez miydim? Geçebilseydim, şimdi neşeyle bunlardan konuşabilirdik. Tam içki mezesi olabilecek hatıralar. Ağlamayız da nasılsa artık. Kıkır kıkır güleriz; unuttuğumuz ya da hiç öğrenmediğimiz ayrıntıların üzerinden geçer, ''Biz neymişiz,'' deriz. (s.52 Diken Ucu adlı öyküden. )
Geceleri yatmadan önce, namaz dualarının ardından , senden, aileme, bana, komşularımıza, akrabalarımıza, bütün Müslümanlara, bütün insanlara sağlık, esenlik vermeni isterim- bilirsin. Sesimi duyduğunu, her kulun gibi beni de, dualarımı da işittiğini biliyorum. Nenemin hastalığı sırasında dualarımı işittiğin halde neden nenemi iyileştirmediğini bilmiyorum. Abim, aklımın yetmediği konular olduğunu söyledi bunların. Kuşkusuz sen her şeyin en iyisini, en doğrusunu bilensin, nenemi çok sevdiğin için yanına aldığını söyledi abim, doğru mu? ( s.81 Dua adlı öyküden. )
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

